Donnerstag, April 12, 2007

Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler...


İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu. Gönlün İSLAMİYETe açık değil. İç alemin harap, dışın mamur, bütün sayfaların günah karası. Sevdiğin ve arzuladığın yalnızca dünya.Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda aklını başına topla, yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret azığını toplamakta acele et...Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allahın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun Onun uğruna sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca Kahraman lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır...

Sonntag, April 08, 2007

SEVGİ NEDİR, NE DEĞİLDİR? ve SEVGİ SAPMASI!



Sevmek, bir tarifiyle, Kendini yakın hissetmek, demektir. Bu, önce kalbi, sonra akli ve şuuri bir hissediştir. Bir başka ifadeyle, sevmenin de ölçüleri vardır. Bu ölçüler, asliyeti koruyan ölçülerdir. Aksi halde, sevgi bazı inhiraflarla (sapmalarla)asli mahiyetini kaybeder ve başka bir hale dönüşür. Sevgi, sevgi olmaktan çıkar. Gelişemez, büyüyemez, derinleşemez, hayırlı (müsbet)meyvelerini veremez.Çeşitli örneklerle bu durumu izaha çalışalım...Bir din büyüğünü sevmek ne demektir?Onun Allaha bağlılığını ve yakınlığını bilmek, Allah rızası için hiçbir nefsani tesire kapılmadan ona yakınlık ve bağlılık duymak, onu memnun edici (ruhunu şad edici) bir duyuş-düşünüş-davranış içinde bulunmaya çalışmak demektir.Bütün gerçek (şuurlu) MüslümanlarHz. Aliyi sever. Hz. Aliyi sevmek, Müslümanlar arasında bir (ictihadi-mezhebi) farklılık sebebi değildir.Ben Hz. Aliyi sevmeyen, çok sevmeyen, bir tek şuurlu Müslüman görmedim. Böyle bir hal tasavvur edilemez. Hz. Ali bir ilim deryası idi, bir takva mükemmelliğine sahipti, bütün ömrü boyunca PeygamberEfendimiz (s.a.v.)in yanında ona yardımcı olmanın mücadelesi ve gayreti içinde bulunmuştur. Onun sevgili kızının zevci, onun sevgili torunlarının babası idi. İlmi, şecaati, takvası, vefası, merhameti, itidali, basireti, daha nice faziletleri anlatılamayacak üstünlükler arz eder. Mesele, Sevginin safvetini ve asliyetini koruyarak çok sevmektir. Safvetini ve asliyetini koru; o sevgiyi, yüreğin ne kadarına yetiyorsa o kadar büyüt... Fakat safvetini ve asliyetinibozuyor isen; o çokluk bir ifrat ve sapma mahiyetine bürünür, yokluğa dönüşmeye başlar. Hassas nokta buradadır. (Bir şey ki haddini aşar, zıddına münkalib olur.)Kitaplarda yazılı. Mesela Peygamberimizden fazla sevmek bir sapmadır. Sevginin bozulmasıdır. Hz.Ali (r.a.)bundan muazzeb olur. Sevgi bir yakınlaşma olduğu halde, böyle yapanlar Hz. Aliden uzaklaşmış olur. Hz. Aliyi sevmek Hz. Alinin sevdiği gibi sevmektir, Hz. Alinin inandığı gibi inanmaktır, Hz. Alinin ibadet ettiği gibi ibadet etmektir, Hz. Alinin düşündüğü gibi düşünmektir, Hz. Alinin bağlandığı gibi bağlanmaktır, Hz. Alinin yaşadığı gibi yaşamaktır; kısacası onun yolunda olmaya çalışmaktır. Hz. Alinin yolu, Kuran ve sünnet yoluydu. Ve bütün bunlar; Hz. Ebu Bekir (r.a.)için de söylenebilir, Hz. Ömer (r.a.)için de...Ben Hz. Ebu Bekir (r.a.)i çok seviyorum, ama Hz.Aliyi sevmiyorum diyen bir tek kişi yoktur. Ama tersi vardır ve neden var olduğu yolunda üzerinde sevginin safveti ve asliyeti açısından durmak lazımdır.Sevginin başı, sevginin en üstünü, Allah sevgisidir. Bütün sevgiler, bu sevgiye nisbetle halisiyet ve gerçeklik kazanır. Uymuyorsa, ters düşüyorsa; o sevgi, halis ve gerçek sevgi değildir. Bu, bir büyüğüne duyulan sevgi olsa da böyledir; insanın kendi çocuğuna duyduğu sevgi de olsa böyledir; tabiata yönelik sevgi de olsa böyledir...Sevginin birinci safvet, halisiyet, asliyet şartı, Allah rızası için olmasıdır; Allahın rızasına uygun olmasıdır. Allah rızası için demek, nefsani kaygılara, zaaflara, hesaplara yer verilmemesi demektir. *İnsanın yere yakını (mütevazi olanı) / tarlanın köye yakın olanı makbuldür.*Güzel huylu olanın can verirler sözüne, / çirkin huylu olanın kimse bakmaz yüzüne.*Güzele kırk günde doyulur, / iyi huy (güzel ahlak) a kırk yılda doyulmaz...

Bez Parçası



Bez Parçasıİskilipli Atıf Hocanın İstiklal Mahkemesinde yargılanırken savcının, dini kıyafetlerden bez parçası* diye bahsetmesi üzerine Atıf Hocanın hiddetli bir şekilde duvarda asılı olan bayrağı gösterip :İşte o da bez, hadi indirip yırtsana* diye haykırdığını...

İnsanda Uhud Dağı gibi yürek olmalı

Zevkle ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek




Başlıkta belirtmiş olduğumuz gibi namaz kılabilmek bütün müslümanların en büyük arzusudur.Fakat bunu yapabilende pek azdır.Aslında namazda huzur ve kendinden geçip, zevkle göz yaşı ile namaz kılmak müminliğinde zirve noktasıdır.Bu şekilde namazını kılanlara İslamın emretmiş olduğu diğer ibadetleri ve emirleri de ona zevkli ve kolay gelmektedir.Ne yapmalıyız ki böyle huzur içinde namazlarımızı kılalım? Sorusunun ,cevapları çok dikkat çekici ve önemli.Şahı Nakşibendi(k.s.) hazretleri, buyurdular ki; Yenilecek bir gıda, bir yiyecek, her ne olursa olsun gaflet içinde, gadapla veya istemeyerek hazırlansa, tedarik edilse, onda hayır ve bereket yoktur.Zira ona nefs ve şeytan karışmıştır.Böyle bir yiyeceği yiyen kimsede, mutlaka çirkin ve hoş olmayan netice meydana gelir.Gaflete dalmadan hazırlanan ve Allahü Tealayı düşünerek yenen helal ve temiz yiyeceklerden hayır meydana gelir.İnsanın salih ameller işlemeye muvaffak olmamalarının sebebi; yemede içmede bu hususa dikkat etmediklerinden ve ihtiyatsızlıktandır.
Her ne hal olursa olsun, bilhassa namazda huşu ve hudu halinde bulunmak, zevk ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek, helal lokma yemeye,Allahü Tealayı hatırlayarak yemeği pişirmek ve yemeği Allah(c.c.)ın huzurunda imiş gibi yemeğe bağlıdır.Vücuduna haram lokma karışmış olan kimse,namazdan tat alamaz.
Yine Buyurdular ki; **Namaz müminin miracıdır** Buyrulan hadisi şerifte, hakiki namazın derecelerine işaret vardır.Namaza duran kimsenin ,İftitah tekbirini alırken, Allahü Tealanın azametini, yüceliğini düşünerek, hudu ve huşu halinde olmak gerek.Öyle ki; bu halini kendinden geçme haline (istiğrak) eriştirmelidir.Bu sıfatın kemal derecesi, Rasulullahda(s.a.v.) vardı.Namazda kalp huzuru nasıl elde edilir? diye soruluncada;***Helal lokma yemek ve yerken gaflet içinde olmamak, abdest alırken,iftitah tekbirini söylerken, tam bir agahlık, gafletten uzak olma, uyanıklık içinde bulunmakla buyurdu.Ya Rabbi! Bizleride her zaman Helal lokma yemek, namazda huşu ve hudu halinde bulunmak, zevk ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek, nasip et.Şüphesiz senin her şeye gücün yeter...
Amiin.Amiiin.Amiiin..

İNSANIN DERİSİ DEĞİL , DİLİ VE KALBİ MÜHİMDİR



Urve radıyallâhü anh’den::Abdülkays kabîlesinin ileri gelenlerinden Eşecc (r.a.)’in asıl adı Abdullah ibni Avf idi. Alnındaki bir yara izinden dolayı, kendisine Eşecc (yaralı)denilen bu zât, aynı zamanda zâhiren pek hoş olmayan bir yüz görünümüne sahipti. Allah Resûlü(s.a.v.)ona bakarak şu tesellî edici sözü söylemişlerdi:***İnsanların derisiyle su içilmez. Onun için onlarda mühim olan derileri değil, kalpleridir. (Dil ve kalp güzel ise, derinin çirkinliği zarar vermez.)Sonra Eşecc’e hitâben:***Ey Eşecc, sende Allâh’ın sevdiği iki haslet vardır: Bunlar hilm ile teennîdir. (Yani yumuşak huyluluk, soğukkanlılık, ağırbaşlılık, sabırsız ve aceleci olmamak; temkinli ve ihtiyatlı bulunmak hasletleridir.)

(Tabakât-ı İbn-i Sâ’d)






MUHABBETULLAH=Allahü tealanın sevgisi.



Kim muhabbetullahı, kendi muhabbetine tercih eder, üstün tutarsa, Allahü teala, halktan gelen meşakkat ve sıkıntılar hususunda ona kafi gelir. (Hadis-i şerif-Ramuz-ül-Ehadis) İslam dininde, en mühim maksad, muhabbetullah olduğundan, Allahü teala, her gün beş vakitte nice kerreler zikr edilerek (hatırlanarak), kalb kuvvetlendirilmektedir. Kalbin ve ruhun kuvvetlenmesi, sevgiliye (Allahü tealaya) kavuşmaya sebeb olur.Namaz kılarken okunan ayetler, tesbihler ve dualar, Allahü tealanın büyüklüğünü bildirir. Allahü teala, bunları okuyanları severim ve onlara çok sevab veririm buyuruyor. Muhabbetullaha kavuşmak için ve sevab kazanmak için okunan ve yapılan şeyler güç olsalarda, imanlı kimselere kolay ve tatlı gelir.


(İmam-ı Gazali)